Bu gebelik meselesi bile yatıştı. Apartmanda tıs yok. Bir gün çekiştirdiler adamı, kadını, geçti gitti bile. Neyse efendim, son duyduğumuz, TiK, bütün şaşkınlığı bir yana, aldıracakmış çocuğu. TalismaN feryat figan tabii: dur yapma, benim kurabiyem o, dur yapma. Başkaları kendi hesabına yazacaktır elbet ve haklı olarak ama TalismaN koydu çocuğu oraya. Odur, budur, geçti gitti işte, bu sabah kimseyi heyecanlandırmıyor bu olay. Bu kadarmış demek. Vızır vızır vızırdandı aylarca, ama neden dedi, yırtındı, yırttı ve sonunda başardı TalismaN. Ve ne, şimdi, bu sabah, kimseden ses çıkmıyor. O da olur.
TalismaN adamlarla barış yapmaya çalışıyor, inanmazsın. Hani çok ulvi bir sebebi de yok: cins-i latifin de övgüye değer bir yanı olmadığından ve temelde baskın seçeneklerimiz adamlar ve kadınlardan ibaret olduğundan onu de öbürünü de çıkarınca TalismaN'ın elinde yalnız kendisi kalıyor. Bu kadar basit bir hesap yani. Ama yani, artık o kadar ezbere alınmış işler ki bunlar. Cins-i latif başka yerde cins-i ayyu başka yerde fire veriyor. TalismaN fire vermiyor mu? O da veriyor. Bzzt bzzt ediyor, etmez olur mu? O da insan ama tövbe etmiş bir kimse kendisi. Eli varmıyor, kimselere kıyamıyor. Fazla sürmez herhalde, kendisi kıyma olana kadar en fazla. Elini atıyor, yanmadan yandırmadan çekiyor. İğrenç.
Barış meselesine dönecek olursak, bu işin bugün yarın olmayacağı ortada. Ağzından bal damlıyor TalismaN'ın, bir tatlı dil, bir hoş sohbet. Açıyor camı, eğiliveriyor aşağıya: Ötsem yanık yanık, gönlüne dolsam? Komşu yaklaşık şöyle bir cevap veriyor: Hüöe?