Göz değmesin, TalismaN bu aralar pek bir sersem. Hani yıllardır bir düzen vardı,evi dağınıksa TalismaN derli toplu idi, TalismaN dağınıksa evi mutlaka derli toplu idi. Bu aralar pek öyle bir sıra yok: her yer her durumda duman. Her yer dumanlı. Pırıl, Pıtrak, bir de o falcıya gittiler geçen gün. Onu yap bunu yap şunu yap olur bu iş dedi falcı. TalismaN'ın onu bunu şunu yapması söz konusu değil, oldurulabilecek iş var, oldurulamayacak iş var. Şimdi, TalismaN'ın oturup kendi kendine bazı işlerin oldurulabilir, bazılarınınsa oldurulamaz olduğunu aklından geçirmiş olması başlı başına bir mesele. İş başkalarına gelince süper öngörülü, süper yanılmaz, ultra geçilmez kadın olan TalismaN bu sabah kendini Pırtık'a akıl verirken buldu. Bak diyordu Pırtıkçığım, (bir yandan da camı çerçeveyi açmış, hem haline gülüyor, hem de bakın bana diyor, bakın bana aklım aslında ne kadar da başımda) senin bu gönül koyduğun iş olmaz çünkü adamın sende gönlü yok. Sende gönlü yoktu, şimdi de yok, bundan sonra da olmayacak. Sen, dedi, benim TiK'e yaptığımı yapıyorsun, (TalismaN'a da bak) bu şekilde olmaz. Ha Pırtık'ın TalismaN'dan farkı şu: He, diyor Pırtık, benim zaten canım sıkıldı, gönlüm başkasına kaydı. Ve devam ediyor hayatına. Koymuyor kadına böyle işler, uzatmıyor, ne kendisinin ne başkasının tadını kaçırıyor. (Demek ki TalismaN aslında biliyor ki, bir şey yapmış. Yanlış yaptığı bir şey var yani. Ne yapması gerektiğini asla asla kestiremiyor. Adamlar da bir tuhaf, ne yaparsan bağ, ne yaparsan dağ olacakları belli değil. Bu işlerin ne olduğunu bilemiyor ama doğru şeyler doğru sırayla yapıldığında adamlar koca oluyor. Aha, işte, bazı kadınlar bu işlerin ne olduğunu biliyor. Bir bilmeyen TalismaN. Diğer bilmeyenler de Pırıl,Pıtrak ve diğer üçünden farklı bir iddialılık boyutunda faaliyet gösteren Pırtık tabii.)
Efendim, hâl böyle iken, TalismaN'ın aklı bu şekilde bir gider bir gelir iken, sanmayalım ki TiK kendini gündemden düşürdü. Hayır. TiK ve Manita süper uyumlu ilişkileri çerçevesinde ve her nasılsa TalismaN'dan epey uzakta bir beraberlik sürdürüyorlar. Şimdi, TalismaN'ın dilinden düşürmediği üzere yuva yıkanın yuvası olmaz, bunu aklımızdan çıkarmayalım ama TalismaN hastalıklı bir saygı da geliştirdi bu ilişkiye karşı. Daha doğrusu böyle deyince TalismaN bunu uğraşıp yapmış gibi oldu, ama durum öyle değil. Bir gün aktif olarak bu saygıdeğer ilişkiye bok atmak istemezken buldu kendini. Şaşırdı, etti. Ha şimdi, Yeni Komşu yuva mı yıktı, git allasen diyecek okur, evet, yıktı, ne var? TalismaN'ın "gayet sevgili"siydi TiK. Bence yıktı.
TalismaN'ın bu aralar işi var. Tövbe ediyor. TalismaN genellikle kendine torpil geçmeye meyilli. Dediğine bakacak olursak, insanlık hâlleri söz konusu olduğunda bir tolerans küpü kesiliyor. İnsanlık hâllerine kurban giden kendisi olduğunda, daha da bir anlayışlı oluyor. Hiç canına eziyet etmiyor, nasılsa bir halt etmişse cezasını hiç sektirmeden çekecek, dünyanın öyle bir düzeni var. İşte bu çerçevede sittinsenedir ede ede bitiremediği tövbeleri ediyor.
Amaan, bu işler de böyle ve bu sırayla hiiç çekilmiyor. Bak şimdi, tam mızır mızır mızırdanırken evin altından TiK'in kellesi geçiyor. Canına yandığımın, kellesine kurban olduğumun. Allah muhafaza, görsen hakkında yazılanları kendinden bileceksin. Çıkırt, çıkırt, çıkırt. Çık,çık. Kilitliyor TiK evini, cehennem oluyor gidiyor bir yere, TalismaN'ın cehennemi oluyor hiç yoktan.