Perşembe, Nisan 19

24 Saat Önce Her Şey Bitti Yani Dün

Gırtlaklanacak kurye TalismaN'a yakın düşermiş. En az on ailenin yaşadığı apartmanda kurye illa ki TalismaN'ın kapısını çalıyor. Buyrun? Yeni Komşu'yu arıyoruz biz. (Hepiniz mi?) Bilemeyeceğim Kurye Bey, tanımam etmem. Alt komşunuz olur kendisi. Aa öyle mi, madem o kadar biliyorsun neden benim kapımdasın, ona git. Yok burada, burada ben varım ve giderek tersleşiyorum. Gönderiyor Kurye Bey'i TalismaN. Tövbe tövbe, niye ben?
Üç dakika sonra kapı kurye kurye çalıyor: Yeni Komşu Hanım yok da. Bana ne efendim, bana ne? Siz diyorum teslim alsanız? Almam. Ama uzun yoldan geldik. Bana ne. Aramış ama, rica etmiş bugün getirilsin diye. Bana ne, onun ayıbı, mahkemeye verin. Başka kimse yok mu apartmanda? Yok. Lütfen ama, çok uzun yoldan geldik. Ver, başımın belası, neyse bu kadar mühim olan. Ayy, çok teşekkürler, uzaktan geldiydik de biz. (Hepiniz mi?) İsim alabilir miyim? Alamazsınız. Ama o zaman teslim edemeyiz bunu size. Aa, n'olur ama bak, ant verdim. Hah, onu diyorum ben de, teslim alamam ben. Adam bakıyor TalismaN'a, önce hangisinin sabrı taşacak acaba. TalismaN Bilmemne. Bir de telefon numarası. Şu şu şu. TalismaN'ın kucağına bir dergiler yığıyor Kurye Bey, sağolasınız, benim yolum uzun, diyor, gidiyor. TalismaN alıyor dergileri, baş parmağıyla işaret parmağı arasında tutup kenara koyuyor. TiK'in adını görüyor dergilerden birinde, diğerinde de Yeni Komşu'nunkini. Evin havası, rengi kaçıyor. On dakika dolanıyor, başının derdi oluyor iki tane kıçıkırık dergi. Madem bu kadar önemliler, götürüp kapı önüne bırakıyor.
Beş, bilemedin on dakika sonra TiK dergi mahalline intikal ediyor. Çat çat, topluyor dergileri. E, n'oldu? TalismaN mide kramplarıyla kalakalıyor. Sümbül mevsimi ya, dergine bir, sana iki sümbül.