TiK bir yere gitmiş, günlerdir yok. Yeni Komşu da öyle. Spekülatif olacak ama beraber gitmişler. Vay beni, vay beni beni. Yazar TalismaN'ı eğri oturtup doğru konuşturuyor: Ne istiyorsun?
Vallahi diyor TalismaN, öyle fazla bir şey istediğim yok, giderken bir haber etseydi, (aslında "etselerdi" dedi TalismaN. Her şeyi bilen yazar, Güzel kardeşim, dedi, çoğul çalışma, Yeni Komşu'ya bulaşma. Yeri gelmişken, isim filân da takma kadına. Ayıp. Haa, dedi TalismaN, doğrudur), bir haber etseydi, ben şuraya gidiyorum hanım arkadaşımla deseydi. Yazar soruyor: Neden allasen? Çünkü, diyor TalismaN, bende sinir var. İlla deli saçması olacaksa, abesle iştigal edilecekse bari tam olsun. Yazar TalismaN'la bu türden bir ilişki kurmaktan vazgeçiyor, işine bakıyor.
TalismaN bu sırada, ve madem TiK'in ne cehennemde olduğunu bilmiyor, çiçek olmaya karar veriyor. Hazır apartmanda kimseler de yokken. Hamdi Bey yok, Çikolata yok, Şeker Hanım Yok, öbürü zaten yok, eh, başka işine karışan da olmaz zaten.
Bodrum katına iniyor, Hamdi Bey'in kazma -küreklerinden işine yarar görünenlerden birkaç tane seçiyor ve TiK'in bahçesine gidiyor. Bugün Cumartesi. TiK insanı Pazar akşamı döner. Epeyce vakit var, en nihayetinde mimar filan değil çiçek olmaya karar verdi. Önce kaz allah kaz, boyu 60 cm eni aşağı yukarı bağdaş kurmuş TalismaN kadar olan bir delik açıyor. Rahatına düşkün çiçek. Sonra havuzcuyu arıyor, acil ama çok acil bir iş var diyor. Havuz yapacağız. Minik ama. Allahtan Hamdi Bey yok. Havuzcular geliyor, deliğin içi boydan boya bebek mavisi seramik kaplanıyor.
TalismaN yukarı çıkıyor, evindeki sardunyaları tutup aşağı indiriyor. 6 tane. Kendi deliğinin sağ yanına üç sol yanına üç sardunya dikiyor. Oh, mis.
Pazar akşamüstü saatlerinde duşunu, saçını, başını yapan TalismaN çiçek gibi oluyor. Eline bir kitap alıp TiK'in bahçesine iniyor. Oturuyor deliğinin içine, bağdaş kuruyor. Bir tek kafası dışarıda. Sağ yanında üç, sol yanında üç sardunya. Kitabını okuyor, geldi gelir bizimki diye.
Bu anlamsız pozisyonda uzun saatler geçirmesi gerekiyor. Gece 23:00 sularında TiK'le hanım arkadaşı eve dönüyor. Hanım arkadaş eve, TiK tabii ki, tabii ki önce bahçeye. Dizi dizi sardunyaları görüyor TiK, öf ya diyor, öf ya, iki gün evi boş bırakıyorum Hamdi Bey hemen bahçeme el atıyor. Sinir var galiba TiK'te. Çiçeklerden biri TiK'e hayırlı akşamlar diliyor. N'aber? Fotosentez sırası TiK'e geçiyor. TiK I-aaaaaaaa diye çığlık çığlığa bir kaçıyor, bir kaçıyor. Yetti be, yetti, yetti, yetti.