Aynı gecenin saat 00:11'inde TalismaN eline kuyruğunu alıp evin içinde koşmaya başlıyor. Yandım yandım yandım yandım. TalismaN öyle, bir yakıyor bir yanıyor.
Adaletin bu mu dünya?
Olmayan bir yerden Hamdi Bey'in sesi geliyor: Öyle laflar etmeyin TalismaN hanım kızım, budur adaleti dünyanın, iyidir ayrıca. Ama diyor TalismaN, ben adamın beynini aldım, çektim aldım. Öbürü geldi, tuttu adamı elinde bu saatte, böyle namussuz bir saatte, bir yerlere götürdü. Kapılar diyor açıldı, kapandı, kilitler, anahtarlar. Sayıklar gibi.
Yapmayın hanım kızım, diyor Hamdi Bey, kendinize gelin allah aşkına, bırakın elinizdekini önce bir. Maaşallah diyor, elinize ne geçse silaha dönüşüyor. Matkapla duvarlarımı, dişlerinizle canım evlerimi, süpürgenizle kiracılarımın beynini. Bir durun bakayım. Hah, bırakın, bırakın. Güzel. Kemirmeyin efendim, kemirmeyin hiçbir yeri.
Peki diyor TalismaN, öfkem geçecek mi bir gün?
Ohooo, diyor Hamdi Bey, geçmez olur mu? Hem öfkeniz geçecek, hem de öfkelendiğinize öfkeleneceksiniz. Kemirmeyin TalismaN Hanım. Bu öfkeler geçmese nice olurdu halimiz?
Peki madem, diyor TalismaN, bekleyeyim ben o zaman.
İyi geceler, TalismaN Hanım, rahat uykular.
Öyle pijamayla fırlıyor TalismaN apartmandan, canına yandığımın, yetişiyor Yeni Komşu'yla TiK'e. Bak nasıl rahat uyuyacak bu gece işi bittiğinde. TiiiiiiiiiK diye bağırıyor. Sıçtık, diyor TiK, bu saatte kim bağırsa böyle iyi değil. Amanın yettim diye atlıyor TalismaN TiK'in üzerine, tutuyor saçlarından oturtuyor yere, tek tek, bir bir yoluyor saçlarını: Seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor. Sabaha kadar. Seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor. Oh.