Çarşamba, Mart 21

TiK'in Nefes Kesen Maceraları-1

TiK, bu sabah fazlaca keyifli.

Islık sesi geliyor aşağıdan.

TalismaN evden çıkıyor, artık eskisi kadar uzun zaman geçirmiyor evde.

Yarın tatile çıkacak, durduğu yerde yorulmuş.

Gece saat 12:00, apartmana yaklaşıyor. Bir dairenin ışığı açık. TalismaN'ın eskiden oturduğu dairenin. Kim taşınmıştı oraya, ne farkeder, bir kadındı işte. TiK sanki bu saatte oradaymış gibi geliyor TalismaN'a. Bakmayacağım diyor, bakacak tabii. Perdeler açık zaten. TiK orada. Yeni komşunun yanında. Yan yana. Eh, sıkısından bir küfür edip giriyor kendi evine TalismaN. Yarın tatile çıkıyorum, neyse ne.

Biraz kahve, biraz sigara. Sinirli mi, değil mi, tam kestiremiyor. Sabaha da uçağa da fazla zaman kalmamış. Uyumak lâzım. Kapılar açılıyor, kapılar kapanıyor. Bu kadar ay sonra o kadar tanıdık ki TalismaN'a kilit sesleri. Anahtar kapıda beş kere döndüğünde TiK eve gelmiş oluyor. Ya da evden çıkıyor. Ya da çıkıyorlar. Duruma göre. Anahtar kapıda bir kere dönerse TiK'ten başka biri TiK'in evinden başka bir evden çıkıyor. TiK'ten başkası bakkala giderken evini kilitlemiyor mesela. Bir o. Bir kapı bir kez kilitleniyor, bir kapıda anahtar beş kez dönüyor. TalismaN nefes alamıyor. Kadın sesi, kahkaha sesi. TiK'in evindeler. Kahkahalar geliyor yukarıya. TalismaN ben bir ayda bu kadar çok kahkaha atmıyorum, ne olabilir ki bu kadar komik diye düşünüyor. Kahkahanın komikten değil keyiften olduğunu biliyor. Uyuyacağım diye dönüyor dönüyor. Kahkahalar kesiliyor bir zaman sonra. Kapı içeriden kilitleniyor. TalismaN dönüyor, dönüyor. TalismaN yatağa, göğe, yere sığmıyor. İneyim diyor aşağıya. TiK ne kadar gamsız diye düşünüyor, adamın yaşıyor olması mucize. Aman, yine kahkalahar iyiydi, bir dahaki sefere ne isteyeceğimizi daha iyi bilelim diyor TalismaN, uyuyor bin şükür.

Daha sabah karşılaşmışlardı. Resm-i geçit gibi komik bir şey olmuştu dairesinin önünde. Yeni komşu hatır sormuştu, TiK'in annesi gelmişti ardından, sonra TiK'in kendisi bir şeyler demişti, sonra Hamdi Bey. Hamdi Bey apartmanın sahibi. Hamdi Bey'e şikâyet etmek istiyordu TiK'i. Artık anlatacak daha çok şeyim var diye düşündü. Önce ben, sonra yeni komşu. Apartmanın namusu elden gidiyor Hamdi Bey. Atın bu terbiyesizi. Ama yetmez gibi geldi. Ne planlar yapmıştı, bir zaman sonra hepsi devede kulak kalıyordu. Kurabiye gibi çocuklar istemişti, telâfi edecek bir şeyler bulamıyordu.

Sabah uyandı, kulağında kahkahalar. Midesi bulanır gibi oldu. Kötü geldi, sevimsiz geldi. TalismaN eşyalarını topladı, dönünce görüşürüz diye söylendi, çıktı gitti. Apartmanın bütün pencereleri, perdeleri sıkı sıkı kapalı. TiK'in kapısı çok çok kilitli, perdeleri kapalı. İçeride uyku var. Yeni komşunun perdeleri tabii ki kapalı. İçeride kimse yok. Söylene söylene havaalanına gitti TalismaN. Yeni komşunun bir suçu yok, ama iyi gelmedi.

TiK onu da güldürürdü. Komik bir adam mıydı, değildi herhalde. Sevdiği bir adamdı. Sevdiğinden gülerdi bir kere TalismaN. Sevilince de gülerdi. Adam sev beni demişti. Yeni komşuya da mı sev beni demişti acaba? Sonra arada eski sevgilisine dönmüştü. Sonra yeni komşu gelince eski sevgili ortadan kaybolmuştu. Ona ne demişti acaba?

TalismaN aylar önce bir kere daha ayrılmıştı İstanbul'dan. O zaman durum berbattı. Aklında TiK'in yemek tarifi verir gibi ettiği laflar dolanıyordu: Hep senin gibi bir kız arkadaş istedim, olmuyormuş. Eh, olabilir. Ama niye konuşmadın beklettin beni günlerce? Kızmış TalismaN. Erkekler böyle demiş biri. Daha da kızmış TalismaN. Benim seçtiğim erkek böyle olamaz diye. TiK yeni komşuya da mı böyle bir erkekti acaba? TalismaN'ın bir yalvarmadığı kaldı konuş benimle, bir şeyler söyle diye. Söylemedi adam. Gereksiz geldi herhalde.