Perşembe, Mart 29

Ev Kemirmesi

TalismaN, TiK'in evini kenarından kemirmeye başladı. Ufak ufak ama. Midesi kaldırmaz bir anda bütün evi yemeyi. Önce balkona açılan kapının kenarından başladı. Hatır hutur hatır. Yine sabahın çok erken saati. TiK bir tuhaf sesler duydu, aman dedi, Hamdi Bey orayı burayı onarıyordur yine sabah sabah, uyumaya devam etti.
TalismaN birden karşısında Hamdi Bey'i buldu hakikaten. Duvardan başını kaldırdı. Daha doğrusu kaldırmak durumunda kaldı. Günaydın TalismaN Hanım, dedi Hamdi Bey, hayırlar ola? Aa, hayır, hayır dedi TalismaN. TiK Bey'le aramızda bir oyun bu, ben sabahları kemiriyorum biraz evini naçizane, seviyor öyle. Birden apartmanın Hamdi Bey'in olduğunu ve haliyle Hamdi Bey'in evini kemirmekte olduğunu farketti. Acıtmıyorum ama, dedi. Hamdi Bey ağzını bir açtı, bir kapadı. TalismaN, benim biraz işim var, en iyisi ben evime gideyim artık, siz günaydın dersiniz TiK Bey'e uyandığında deyip hoppala parmaklıklara tırmandı, balkon demirine tutundu, evine çıktı. Hamdi Bey alçı, sıva, boya bir şeyler bulmak üzere bodruma indi. Allah bu kızcağıza akıl versin diye diye. TiK uyandığında Hamdi Bey'i orayı burayı onarırken buldu. Hamdi Bey TalismaN'ın günaydınını münaydınını iletmedi TiK'e: belli ki bunlar fazlaca yakın, tuhaf da oyunlar oynuyorlar, bu iş böyle devam ederse evlerimi yiyip bitirecekler diye korktu. TiK bu durumda bu sabahki macerayı da kaçırmış oldu.

Çarşamba, Mart 28

Sevgili Olurum Ama Evlenmem

Özel hayatıyla çok gündemde olan bir insan TiK. En azından artık öyle. Sevgili olurum ama evlenmem diye bir cümle var. TalismaN belli ki gece gece ne yapacağını şaşırmış, televizyona bakıyor. "Normal Misin?" diye bir program var. Mankenler hakkında atılıp tutuluyor. Soru şu: "Manken biriyle beraber olmak ister miydiniz?" Yukarıdaki de cevap seçeneklerinden biri. Adamın biri "Neden olmayayım" diyor, "onlar da insan".
TiK de insan. İnsani hâllerine lâfımız yok zaten. Manken biri TiK. Özel hayatıyla çok gündemde.
TalismaN bu sinir nereden diye mızırdanıyor. Daha önce demiştik, Pırıl şahane bir insan, adaletin kendi kendini sağlayacağı yok demişti, bir omuz vermek lâzım.

TiK'in Nefes Kesen Maceraları -4

TalismaN'ın bir arkadaşı var, Pırıl. Nefis bir kadın. Pırıl pırıl. Akşam yemekte diyor ki, güzelim sen çok sinirlisin, kalbin kırıldı, intikam almak istiyorsun ama TiK'e en büyük ceza TiK olmaktır, bırak. Yok diyor, TalismaN, ben hastalanacağım rahatsız etmezsem. Ben rahatsız oldum çünkü. Hâlâ da oluyorum.
Pankart açmak istiyor TalismaN. Reklâm panosu kiralamak. Uçakla gökyüzüne yazı yazmak. Kuruçeşme Divan'da TiK'e sövme gecesi düzenlemek istiyor. Parasını bunlara harcamak istiyor. Adam bir kere de bir şeye tepki versin istiyor. TalismaN tövbe ediyor. Pırıl'ın şahane bir fikri vardı (Pırıl şahane bir kadın): Balkondan TiK'in bahçesine ayıptır söylemesi işese bizim çocuklar. Bir şey demez nasılsa. Bir şey deme adeti yok ya. Kesmez ama.
Derken Jenny Holzer'i keşfediyor TalismaN. Jenny Holzer dünyanın çeşitli yerlerinde binalara, sokaklara bir şeyler yansıtıyor. Kocaman yazıyor. TalismaN, TiK'le ilgilii düşündüklerini apartmana yansıtmak istiyor. Kocaman bir projeksiyon makinasıyla. Olur mu, olur. Mahalleye rezil mi oluruz, e oluruz. Değer mi, e değecek. TalismaN kızgın TiK'e. Bir gitmişti, bir gelmişti aylar sonra. Darmadağın. Nefes alamıyordu, sanki nefes almamıştı aylarca. Soluğu TiK'in yanında almıştı. Resim gibiydi her şey, TalismaN öfkeden kuduracak gibi, kılığından çıkmış. TiK jilet gibi. Keyiften parçalanacak. Sigarayı bırakmış. TalismaN sigaraları içmeyi bırakıp yemeye başlamış, yine de yetmiyor. Adam sigarayı bırakmış. TiK'i dağlar gibi taşlar gibi ayakta görünce TalismaN kudurdu. O da değil, hem o, hem değil daha doğrusu. TalismaN baştan biliyordu TiK'in beş para etmeyecek bir adam olduğunu, görmezden geldi. Ama durduk yerde görmezden gelmedi, insaniyet namına. Adama demişti, ben demişti senin hakkında şöyle şöyle düşünüyorum. Adam, tanımadan yargılıyorsun beni demişti. Keşke tanımadan yargılamaya devam etseymiş TalismaN. Boş bulundu. Ondan. Beş para etmemek TiK'in suçu, bunu görmezden gelmek TalismaN'ın. Paylaşsınlar madem, dedi yazar.

TiK'in Nefes Kesen Maceraları -3

Her ne kadar TalismaN intikam alıyormuş gibi görünse de durum hiç öyle değil: TalismaN o kadar, o kadar, o kadar sıkılmış ki hasta olmaktan korkuyor. İçine atmak istemiyor ki TiK beyninde büyük ya da minik bir kütleye dönüşmesin. TalismaN, intikam değil önlem alıyor.
Neler demişti TiK için, adama prens demişti. Adamı prens mi sanmıştı? Kurbağa prens. Prensi öptü TalismaN, prens kurbağa oldu. Prens kurbağa olunca artık bir daha konuşamadı. Yoksa eskiden bal gibi konuşuyordu.

TiK'in bu sabahki nefes kesen macerası şu şekildeydi: uyandı.

Aslında her sabah yapması gereken tek bir şey vardı, şükretmek. Malum, bir kadının öfkesini üzerine çekmiş bir adamın yapabileceği iki şey olabilir: başına bir şey gelmesin diye dua etmek ve başına bir şey gelmezse buna şükretmek. Bu sabah da bunlardan herhangi birini yapmadı. Şans ki, başına da bir şey gelmedi.



TiK'in Nefes Kesen Maceraları -2

TalismaN evine dönüyor. Bu akşam TiK'in gıkı çıksın istemiyor. Mırıl mırıl Sezen Aksu kulaklarında "Ayak seslerini sık nefeslerini akşam ayıp heveslerini..." TalismaN vallahi düşman TiK'e. Bir yandan çok kızıyor adama, bir yandan herkes herkesi kızdırıyor ama kimse benim gibi yaygara koparmıyor diye düşünüyor. Eh ama, bir yandan da koşullar zorluyor. Adam fare gibi, adam böcek gibi: her yerde. Demeye kalmadan TiK'le Yeni Komşu'nun sesini duyuyor: Yarabbi diyor, billahi dersimi aldım, sustur bu adamı. Ama on günlük tatilin uçup gitmesine izin vermeye de niyeti yok.

Billahi diyor, dersimi aldım, ne olur sustur şu adamı. Bir daha yapmayacağım, bir daha abuk subuk
Tatlı geldi TiK'e herhalde, nasıl keyifli geliyor sesi, nassıl gırtlaklamak istiyor TalismaN adamı; böyle gıdaklaya gıdaklaya yalvarsın. Hayır desin bırak boğazımı, tatlı geldiğinden değil, aşık oldum gibi bir şey ben bu kadına, yani desin, ben sana ta baştan demiştim. Bir ilişki yaşarsak sonra ben doğal olarak hakkım olan bir takım şeyleri yapmak istediğimde üzülürsün. Ne gibi yani bir takım hakkın olan şeyler? Başka kız arkadaşlarım evime geldiğinde yani. Başlatma başka kız arkadaştan. Başka ne demek, kız ne demek, şimdiden hesabını mı yapıyorsun? Neyse, elektrik aldım ben Yeni Komşu'dan (ben de wireless internetini aldım, ne var). Elektriklere gelirsin ümit ederim. Yok dese TalismaN, access denied. Bunlar yetmez, efendi ol, gıdakla daha.

Gıdak dese TiK, ama yani ben seni böyle sapık bilmiyordum TalismaN. Gıdakla diyorum daha basarım yoksa gırtlağına. Gıdak diyor TiK. TalismaN oh diyor, iyyi ki delirdim, tam süper oldu. Yüksek sesle diyor, nasılsa üstte. Hah, oldu şimdi. Bir de aç bakayım kanatlarını, tavuk gibi zıplaya zıplaya yürü bizim sokakta. Saçmalama diyor TiK, daha neler. İyice zıvanadan çıktın sen.

Bunların hiçbiri olmuyor tabii. Anahtar kapıda beş kere dönüyor. Yeni Komşu'yla TiK gidiyorlar bir yere. Gıdaklıyor TalismaN. Ayak seslerini, sık nefeslerini.

Çarşamba, Mart 21

TiK'in Nefes Kesen Maceraları-1

TiK, bu sabah fazlaca keyifli.

Islık sesi geliyor aşağıdan.

TalismaN evden çıkıyor, artık eskisi kadar uzun zaman geçirmiyor evde.

Yarın tatile çıkacak, durduğu yerde yorulmuş.

Gece saat 12:00, apartmana yaklaşıyor. Bir dairenin ışığı açık. TalismaN'ın eskiden oturduğu dairenin. Kim taşınmıştı oraya, ne farkeder, bir kadındı işte. TiK sanki bu saatte oradaymış gibi geliyor TalismaN'a. Bakmayacağım diyor, bakacak tabii. Perdeler açık zaten. TiK orada. Yeni komşunun yanında. Yan yana. Eh, sıkısından bir küfür edip giriyor kendi evine TalismaN. Yarın tatile çıkıyorum, neyse ne.

Biraz kahve, biraz sigara. Sinirli mi, değil mi, tam kestiremiyor. Sabaha da uçağa da fazla zaman kalmamış. Uyumak lâzım. Kapılar açılıyor, kapılar kapanıyor. Bu kadar ay sonra o kadar tanıdık ki TalismaN'a kilit sesleri. Anahtar kapıda beş kere döndüğünde TiK eve gelmiş oluyor. Ya da evden çıkıyor. Ya da çıkıyorlar. Duruma göre. Anahtar kapıda bir kere dönerse TiK'ten başka biri TiK'in evinden başka bir evden çıkıyor. TiK'ten başkası bakkala giderken evini kilitlemiyor mesela. Bir o. Bir kapı bir kez kilitleniyor, bir kapıda anahtar beş kez dönüyor. TalismaN nefes alamıyor. Kadın sesi, kahkaha sesi. TiK'in evindeler. Kahkahalar geliyor yukarıya. TalismaN ben bir ayda bu kadar çok kahkaha atmıyorum, ne olabilir ki bu kadar komik diye düşünüyor. Kahkahanın komikten değil keyiften olduğunu biliyor. Uyuyacağım diye dönüyor dönüyor. Kahkahalar kesiliyor bir zaman sonra. Kapı içeriden kilitleniyor. TalismaN dönüyor, dönüyor. TalismaN yatağa, göğe, yere sığmıyor. İneyim diyor aşağıya. TiK ne kadar gamsız diye düşünüyor, adamın yaşıyor olması mucize. Aman, yine kahkalahar iyiydi, bir dahaki sefere ne isteyeceğimizi daha iyi bilelim diyor TalismaN, uyuyor bin şükür.

Daha sabah karşılaşmışlardı. Resm-i geçit gibi komik bir şey olmuştu dairesinin önünde. Yeni komşu hatır sormuştu, TiK'in annesi gelmişti ardından, sonra TiK'in kendisi bir şeyler demişti, sonra Hamdi Bey. Hamdi Bey apartmanın sahibi. Hamdi Bey'e şikâyet etmek istiyordu TiK'i. Artık anlatacak daha çok şeyim var diye düşündü. Önce ben, sonra yeni komşu. Apartmanın namusu elden gidiyor Hamdi Bey. Atın bu terbiyesizi. Ama yetmez gibi geldi. Ne planlar yapmıştı, bir zaman sonra hepsi devede kulak kalıyordu. Kurabiye gibi çocuklar istemişti, telâfi edecek bir şeyler bulamıyordu.

Sabah uyandı, kulağında kahkahalar. Midesi bulanır gibi oldu. Kötü geldi, sevimsiz geldi. TalismaN eşyalarını topladı, dönünce görüşürüz diye söylendi, çıktı gitti. Apartmanın bütün pencereleri, perdeleri sıkı sıkı kapalı. TiK'in kapısı çok çok kilitli, perdeleri kapalı. İçeride uyku var. Yeni komşunun perdeleri tabii ki kapalı. İçeride kimse yok. Söylene söylene havaalanına gitti TalismaN. Yeni komşunun bir suçu yok, ama iyi gelmedi.

TiK onu da güldürürdü. Komik bir adam mıydı, değildi herhalde. Sevdiği bir adamdı. Sevdiğinden gülerdi bir kere TalismaN. Sevilince de gülerdi. Adam sev beni demişti. Yeni komşuya da mı sev beni demişti acaba? Sonra arada eski sevgilisine dönmüştü. Sonra yeni komşu gelince eski sevgili ortadan kaybolmuştu. Ona ne demişti acaba?

TalismaN aylar önce bir kere daha ayrılmıştı İstanbul'dan. O zaman durum berbattı. Aklında TiK'in yemek tarifi verir gibi ettiği laflar dolanıyordu: Hep senin gibi bir kız arkadaş istedim, olmuyormuş. Eh, olabilir. Ama niye konuşmadın beklettin beni günlerce? Kızmış TalismaN. Erkekler böyle demiş biri. Daha da kızmış TalismaN. Benim seçtiğim erkek böyle olamaz diye. TiK yeni komşuya da mı böyle bir erkekti acaba? TalismaN'ın bir yalvarmadığı kaldı konuş benimle, bir şeyler söyle diye. Söylemedi adam. Gereksiz geldi herhalde.

Ahde Vefa

Hikâyenin hikâye kısmı burada bitmiş olsun. Çok olağanüstü bir durum yok orada. Nihayetinde TalismaN adama vuruluyor, TiK sırra kadem basıyor, TalismaN üzülüyor. Bu kadarı her gün birilerinin başına geliyor.

Bizi ilgilendirense TiK'in hayatının geri kalanında yaşadığı nefes kesen maceralar.

TalismaN nasılsa üst katta yaşıyor. Nefes alsa TiK, yukarıdanduyuluyor.

TiK zaten TalismaN ne zaman bir şey yapacak diye bekliyor.

TiK, yapan bir adam, TalismaN bozan bir kadın.

E, herkes kendine yakışanı yapıyor.

TiK Dünyayı TalismaN'ın Ayaklarının Altına mı Seriyor?

TiK'in hoşuna gidiyor TalismaN'ın hâlleri. Deli deli. Hayatının ortasına düşen bir deli. TiK, TalismaN'ın alt komşusu. Pek konuşmaz bir adamla pek susmaz bir kadın. Bir şey oluyor, dedim ya, bunlar beraber uyumaya başlıyorlar. TiK çekiniyor. Pek yapmaz herhalde öyle şeyler. TalismaN da pek yapmaz öyle şeyler, dikiliyor adamın karşısına: Pek güzel, diyor, böyle uyuyoruz ediyoruz ama ben sana aşık oluyorum. Ben sana dokunmak istiyorum.

TalismaN'ın en yapmadığı şey bu işte. İzin alıyor.

Herhangi bir çeşit ilişkinin nasıl başlatıldığına dikkat etmeli. Sonradan değiştirmek zor çünkü. Kendiliğinden değişenler değişir, ama birinin kalkıp değişiklik yapması zor. Bir kere izin istedin mi, her şey için izin istemen gerekir. Kızmak için bile izin almak gerekir. TiK, aslında izin vermiyor, ama bir o kadar da izin veriyor. TiK, pek çok kişinin yaptığını yapıyor aslında. İşaret veriyor, git diyor ben tekin değilim. TiK kocaman adam. Kendini biliyor. Kendini bilmezliğini biliyor.

Ama hayır olmaz, bazı kadınlar belaya doğru koşmayı iş edinir kendilerine. TalismaN tam da onlardan. Hah diyor, ben buradan yara alırım, hadi beraber uyuyalım.

Eh, iyi diyor TiK, basiretsiz.

İstersin ya da istemezsin. Yazı yazmıyorsun ki beğenmediğin yeri silesin.

TalismaN'ın aklı çıkmış.

TiK ve Arabası

TiK ilk defa heyecanlı gibi. Araba almış, TalismaN'a telefon ediyor: Gel, gezelim. TalismaN bu gibi alışverişlere mesafeli duruyor. Tam da aşık olacakken, ne gereği vardı diyor büyük büyük bir araba almanın. TalismaN büyük şeylere sahip olunmasını sevmiyor.

Çıkıyorlar geziyorlar. Gecenin bir körü. TiK memnun. Arabadan memnun, kendinden memnun.

TalismaN'ın aklından bin türlü şey geçiyor. TiK, sevdin mi arabayı diye soruyor. TalismaN, sevdim diyor, ama sevmesem de sevdim derdim, o kadar mutlu görünüyorsun ki. TiK bu durumdan hoşlanıyor mu hoşlanmıyor mu, bilemiyoruz. TiK, hoşlanıyor mu, hoşlanmıyor mu hiçbir zaman bilemiyoruz.

TalismaN'a bir şey olmuş. Kapısı bacası açılmış, araba olmuş gidiyor. Zırıl zırıl aşık oluyor. Olur öyle. Arabaya rağmen aşık oluyor. Telefonu, kapısı hep çalsın istiyor. Bir erkek adamı seviyor, bir erkek adamı seviyor olmayı seviyor.

TiK Ne Olabilirdi?

Ticaretin İzlenmesi Kanunu'nun kısaltması olabilirdi mesela.
Efendi olabilirdi.

Şaka olabilirdi.

Benden uzak olabilirdi.

Amma, ne yazık, ne hoş, ne tesadüf ki yukarıdakilerden herhangi biri değil TiK. Kendisi başlı başına bir macera. O yüzden de yazmak lâzım. Böyle bir güzelliği dünyaya gönderdikten sonra follow-up hizmetini durduran yaratıcının bunu sıkıntıdan yapmış olduğundan şüpheleniyorum. Bakalım görelim, gün be gün TiK'in hayatı konulu tefrikamızda sıkılacak mıyız sıkılmayacak mıyız? Yine de benden kaçanlar saklı kalsın, haksızlık etmiş olmayayım. Belki görmediğim, duymadığım dakikalarda bir kovalamaca sahnesi, araya giren bir tır, bir şey vardır.

TiK Nedir?

TiK gürültü yapar. TiK başka hiçbir şey yapamadığı için gürültü yapar. Gürültücüdür yani. Bir yandan da TiK, büyük şehirde büyüyenlerin küçük şehirlerde büyüyenlerden farkıdır. TiK bir adamdır, koca bir adamdır, kıyısından insandır. TiK, adamın önde gidenidir, erkek adamdır. Ama TiK her şeyden çok büyük, büyük, büyük bir can sıkıntıdır. TiK, canımın sıkıntısıdır.

TiK, öyledir, böyledir diye anlatmaya gelmez. Öyledir, böyledir diye kimsecikler anlatılmaz ya.

Pazartesi, Mart 19

Bir Pazartesi sabahı saat 7:30’da, yani apartman sakinlerinden işe gitme adeti olanların evden çıkma saati geldiğinde apartmanın zemin katındaki dairelerinden birinin, yani TiK'in dairesinin, oturma odasının tavanında ceviz ağacı büyüklüğünde bir delik açıldı.

Aynı saatte TiK, yandaki odada, gözlerini gürültüye açmış oldu. Aman dedi, bu apartmanın gürültüsü hiç bitmiyor, taşınsam iyi olacak artık.

Yine aynı saatte, komşulardan Çikolata ve Eşi Şeker Hanımlar mırıl mırıl uyuyordu. Apartman sahibi Hamdi Bey kahvaltı ediyordu. Hamdi Bey’in oğulları işe gitmek üzere evden çıkıyordu. Kimse bir şey duymadı.

TiK oturma odasına koştu. Tavandaki deliği gördü. Uyanamadım herhalde diye düşündü. Sağa baktı, sola baktı. Ne oluyor demeye kalmadan açılan delikten fındık fıstık yağmaya başladı. Sonra yoğurt, patates, kereviz, kahve, bulaşık deterjanı, ütü, elbette çamaşır suyu, bir laptop, iki hafta beklemiş süt, cin ali serisi, kurabiye ve en son TalismaN yağdı alt kata. Bir de kedi.

TalismaN “Günaydııııın” dedi. TiK pek bir şey diyemedi, hesap yapıyordu, o delik öyle bir anda nasıl açıldı, apartman kaç senelikti, böyle bir gürültünün üzerinden dakikalar geçmişti, neden hâlâ kimseler eve üşüşmemişti, kaldı ki birileri ne bu ses diye kapıya geldiğinde kim kime ne diyecekti.

TiK’in canı sıkıldı. Hem tavan delinmiş, hem başka bin türlü yol varken TalismaN evine gökten inmeyi seçmiş, hem de gökten geleni kapıdan çıkmaya nasıl ikna edeceksin, belli ki bir istediği var, konuşmak gerekecek şimdi. Ne istiyor? TalismaN ne istiyordu ki şimdi? Şu saatte? Şu koşullar altında hem de.

Bu sefer TalismaN’ın canı sıkıldı. Bu kadar iddialı bir giriş yapınca insan, bir tepki bekliyor çünkü. Yere, yoğurtlu bir köşeye bağdaş kurup oturdu. Herhalde dedi bir şey der birazdan. Ve TiK dedi ki: Bir toplantıya yetişmem gerekiyor, öğleden sonra arayayım mı seni? Tamam dedi bizimki. Ara, konuşuruz. Ben gideyim madem. (Puf dedi TiK, atlattık; pöf dedi Talisman, bu da olmadı.) Açtı kapıyı, evine çıktı.

TalismaN böyle bir kadın, TiK böyle bir adam.
TalismaN bir kadın, TiK bir adam.