Pazartesi, Mayıs 14

Dar Alanda Zarif Paslaşma


Şaka, şaka. Ben bu güzel beynimi hiç sana kurban eder miyim?
TalismaN son bir defa hep beraber sarkıyor balkondan aşağı:
Pışııık.



Cumartesi, Mayıs 5

Bu Hikayede Geçecek Tek Kovalamaca Sahnesi


TalismaN'ın canı, canının içi TiK, tam da TalismaN Yarabbi, bu senin nasıl bir kulun ki bir kere olsun karşılaştırmıyorsun bizi diye sitemvari düşüncelerle didişirken TalismaN'ın bindiği taksinin tam önünde, hemen önünde yokuş tırmanıyor. TalismaN zaten sarımsak soğanlaşmaya meyilli, bir tartıyor ediyor, ne olacak abi, diyor mahallemizin taksicisi, biz de bacısı sayılırız, yapar artık bir güzellik. Şoför Bey, diyor, Kanlıca'yı boşverin, gelin biz şu öndeki arabayı takip edelim. Hayırdır TalismaN Hanım, diyor Taksici Bey, bizim TiK Bey değil mi o? Ha, evet, o, biz takip edelim de. Eh, nasıl isterseniz diyor Taksici Bey, takılıyor peşine adamın. Yollar yokuşlar aşıyorlar, bayırlar, tepeler, nehirler geçiyorlar, Taksici Bey sıkılmaya başlıyor çünkü trafik ağır ilerliyor, TalismaN'ın keyfi yerinde: tenhada kıstıracak ya TiK'i. Böyle böyle iki saat kadar gidiyorlar. TalismaN, TiK'in artık bu durumun farkına varmış olduğunu tahmin ediyor. Tahmin filan etmiyor aslında, biliyor. Neyse efendim, bayırlar, nehirler aşılıyor, taksimetre TalismaN'ın Mayıs ayını yiyor, ama değecek. Taksici Bey,arada TalismaN Hanım, bak dur desek durur aslında TiK Bey, bu maymunluğa gerek yok, filan diyecek oluyor, hayır, TalismaN nuh diyor, peygamber demiyor, gidiyor da gidiyorlar.
Sonunda TiK arabayı bir kenara çekiyor. İniyor arabadan. Taksici Bey de arabayı kenara çekiyor. TalismaN'ın üzerine bir çekingenlik geliyor, tam bu noktada bir şey yapılması gerekiyor ya. Taksici Bey bir yandan ne olup bittiğini öğrenmek istiyor, bir yandan da TalismaN'ın delici bakışları bir ağaç arkasına filan gitmesini söylüyor. Adam iniyor taksiden, yok oluyor. TalismaN da iniyor arabadan. TalismaN ve TiK karşı karşıya kalıyorlar. Sonunda. TalismaN'ın hep istediği gibi. TalismaN binlerce cinayet planı kurguladı ya şimdiye kadar, hepsi de aklında: elleri, ayakları, dizleri boşalıyor. Basiretsiz olduğunu düşünüyor ya TiK'in, yaklaşıyor adama, elini uzatıyor. Bir şey sormak istiyorum, diyor: TiK, nasıl oldu da ben seni severken sen beni sevmedin?
Bu kadarmış: namussuzluk, basiretsizlik, efendime söyleyeyim karşındakini adam yerine koymamak, hiçbir şey değilmiş TalismaN'ı bu kadar konuşturan. Annesinin küçükken içine yerleştirdiği gitmen gerektiğinde git düsturunu uygulamayı bilirmiş de gittikten sonra elinde kalanları sokacak bir yer bulamamakmış bütün iş. Yürü be yavrum TalismaN, senin de eksiğin gediğin bu olsun. Az, kudur sevilmeyince. Forklift operatörü, anca gidersin.

Düğüm Çözülüyor

Bir iş insana tuhaf geliyorsa bazen hakikaten de o işin içinde bir tuhaflık olduğundan olabiliyor bu. Şimdi, TalismaN zaten bu sabah bir tuhaf uyandıydı. Sabah gözünü açan insanın aklından ne geçeceği belli olmaz ya, TalismaN gözlerini açtığında aklından geçen devrik cümleleri toparlamakla meşguldü. Özne başa, yüklem sona. Devirme cümleleri konuşurken, ederken. (Aynen böyle.) Neyse efendim, sabah yürüyüşü, sabah kahvesi, sabah osu busu derken burnuna nefis kokular gelmeye başladı TalismaN'ın. Ayol, TiK namussuzluk etmemiş meğer, karıştırmış adam karıştırmış. Yani, evet, tam bildiğimiz gibi Yeni Komşu'yla kırıştırmakta, böyle olmasına böyle ama Yeni Komşu'yu TalismaN'la karıştırmış. Kırıştırdığı kadını karıştırmış.
Sabahın tatlı saatlerinde, TiK, TalismaN'ın kardeşini yakalamış. Arkasından TalismaN diye seslenmiş. Kardeş dönmüş, bizimki uyanmış. Ay demiş, karıştırdım ben, seni TalismaN sandım, bunamaya başladım galiba. Budur işte, TalismaN'ın yokluğunda Yeni Komşu'nun evine (bu çerçevede) TalismaN'ın evi diye yanlışlıkla dalmış TiK, uyanmış uyanmamış o ayrı mesele, kaldığı yerden devam etmiş, aha burada işte benimki diye. Olsa olsa böyle olurdu zaten. Alırım ayağımın altına.
Yine aynı sabah, Pıtrak birşeyler yumurtladı: TalismaN bir önceki hayatında sümbülmüş ona göre, bir sonrakinde forklift operatörü olacakmış, şimdiki hayatındaysa rölantideymiş.

Cuma, Mayıs 4

Affet, Kurbanın Olam

Göz değmesin, TalismaN bu aralar pek bir sersem. Hani yıllardır bir düzen vardı,evi dağınıksa TalismaN derli toplu idi, TalismaN dağınıksa evi mutlaka derli toplu idi. Bu aralar pek öyle bir sıra yok: her yer her durumda duman. Her yer dumanlı. Pırıl, Pıtrak, bir de o falcıya gittiler geçen gün. Onu yap bunu yap şunu yap olur bu iş dedi falcı. TalismaN'ın onu bunu şunu yapması söz konusu değil, oldurulabilecek iş var, oldurulamayacak iş var. Şimdi, TalismaN'ın oturup kendi kendine bazı işlerin oldurulabilir, bazılarınınsa oldurulamaz olduğunu aklından geçirmiş olması başlı başına bir mesele. İş başkalarına gelince süper öngörülü, süper yanılmaz, ultra geçilmez kadın olan TalismaN bu sabah kendini Pırtık'a akıl verirken buldu. Bak diyordu Pırtıkçığım, (bir yandan da camı çerçeveyi açmış, hem haline gülüyor, hem de bakın bana diyor, bakın bana aklım aslında ne kadar da başımda) senin bu gönül koyduğun iş olmaz çünkü adamın sende gönlü yok. Sende gönlü yoktu, şimdi de yok, bundan sonra da olmayacak. Sen, dedi, benim TiK'e yaptığımı yapıyorsun, (TalismaN'a da bak) bu şekilde olmaz. Ha Pırtık'ın TalismaN'dan farkı şu: He, diyor Pırtık, benim zaten canım sıkıldı, gönlüm başkasına kaydı. Ve devam ediyor hayatına. Koymuyor kadına böyle işler, uzatmıyor, ne kendisinin ne başkasının tadını kaçırıyor. (Demek ki TalismaN aslında biliyor ki, bir şey yapmış. Yanlış yaptığı bir şey var yani. Ne yapması gerektiğini asla asla kestiremiyor. Adamlar da bir tuhaf, ne yaparsan bağ, ne yaparsan dağ olacakları belli değil. Bu işlerin ne olduğunu bilemiyor ama doğru şeyler doğru sırayla yapıldığında adamlar koca oluyor. Aha, işte, bazı kadınlar bu işlerin ne olduğunu biliyor. Bir bilmeyen TalismaN. Diğer bilmeyenler de Pırıl,Pıtrak ve diğer üçünden farklı bir iddialılık boyutunda faaliyet gösteren Pırtık tabii.)
Efendim, hâl böyle iken, TalismaN'ın aklı bu şekilde bir gider bir gelir iken, sanmayalım ki TiK kendini gündemden düşürdü. Hayır. TiK ve Manita süper uyumlu ilişkileri çerçevesinde ve her nasılsa TalismaN'dan epey uzakta bir beraberlik sürdürüyorlar. Şimdi, TalismaN'ın dilinden düşürmediği üzere yuva yıkanın yuvası olmaz, bunu aklımızdan çıkarmayalım ama TalismaN hastalıklı bir saygı da geliştirdi bu ilişkiye karşı. Daha doğrusu böyle deyince TalismaN bunu uğraşıp yapmış gibi oldu, ama durum öyle değil. Bir gün aktif olarak bu saygıdeğer ilişkiye bok atmak istemezken buldu kendini. Şaşırdı, etti. Ha şimdi, Yeni Komşu yuva mı yıktı, git allasen diyecek okur, evet, yıktı, ne var? TalismaN'ın "gayet sevgili"siydi TiK. Bence yıktı.
TalismaN'ın bu aralar işi var. Tövbe ediyor. TalismaN genellikle kendine torpil geçmeye meyilli. Dediğine bakacak olursak, insanlık hâlleri söz konusu olduğunda bir tolerans küpü kesiliyor. İnsanlık hâllerine kurban giden kendisi olduğunda, daha da bir anlayışlı oluyor. Hiç canına eziyet etmiyor, nasılsa bir halt etmişse cezasını hiç sektirmeden çekecek, dünyanın öyle bir düzeni var. İşte bu çerçevede sittinsenedir ede ede bitiremediği tövbeleri ediyor.
Amaan, bu işler de böyle ve bu sırayla hiiç çekilmiyor. Bak şimdi, tam mızır mızır mızırdanırken evin altından TiK'in kellesi geçiyor. Canına yandığımın, kellesine kurban olduğumun. Allah muhafaza, görsen hakkında yazılanları kendinden bileceksin. Çıkırt, çıkırt, çıkırt. Çık,çık. Kilitliyor TiK evini, cehennem oluyor gidiyor bir yere, TalismaN'ın cehennemi oluyor hiç yoktan.